8 Ocak 2010 Cuma

//hazirandan bu yana

*** İç Sesin Söyledikleri---------
Hazirandan beri yazmamışım buraya. Blog yazma alışkanlığım olmadığını en başından beri biliyordum gerçi ama, bununla yüzleşmek içimi titretti şu anda.***

Hazirandan bu yana ne kadar çok şey değişmiş hayatımda. Mesela bu blogu oluşturduğumda Twitter'a girmemek gibi bir kararım vardı. Şu anda micro-blog uygulaması olan Twitter'ın ne şahane bir şey olduğunu düşünüyorum. Ah, bana ne kadar uygunmuş.
Ya da o zamanlar yazılarımda, dersler ve notlara dair bir şeyler paylaşmışım; oysa şu anda umrumda değiller.

Her şeyden öte, en önemli değişiklik bende oldu, hazirandan bu yana. İlişkiler geldi geçti başımdan, eylemler geldi geçti, insiyatif kurma uğraşlarına daldım bir ara, "amaan" dedim, "hayat güzel". "Yok" dedim, "bu ülke adam olmaz". "Ah!" dedim, "sonunda ışık mı var...". Ama en çok da "ben" dedim, demeyi öğrendim.

Değişmeyen şeyler de var hazirandan bu yana; yaşıyoruz işte, yuvarlana yuvarlana. Salılarda sallanan hayat, sallanma ivmesinden bir türlü kurtulamıyor, hala. Pek tabi salı dışındaki günlerin salıdan farkı kalmıyor ve biz tek düze akan zamanda, tek düze bireyler olmaya devam ediyoruz; hazirandan bu yana...

*** Dip Not--------
Bu arada, koyun olmaya hep karşı durmuştum ya; artık koyverdim ben de kendimi koyunlar arasına. Çünkü anladım ki, ya koyun olacaksın ya çoban bu dünyada. Ve çoban olup, irade karşıtı durmaktansa; koyun olup, kendi irademin sınırlarında dolaşmak daha uygun bana.***

1 yorum: